Archive for Ocak, 2009

PROF. DR. MUAMMER AKSOY’U ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 19.YILINDA ANMA MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN

PROF. DR. MUAMMER AKSOY’U ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN  19.YILINDA ANMA MESAJI

Prof. Dr. Muammer Aksoy’un 31 Ocak 1990 yılında silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle Atatürkçü aydınlarımıza yönelik ilk utanç verici siyasi cinayet gerçekleşmiştir.

Aradan geçen 19 yıla rağmen, suikastin sorumluları ortaya çıkarılamadığı gibi aydınlarımıza yönelik saldırıların da arkası kesilmemiştir.          Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk ulusunun temel değerlerinin simgeleşmiş muhafızları olan yeri doldurulamayacak bilim insanlarına yönelik suikastların ardındaki gerçeklerin ortaya çıkarılamaması ve tüm bu cinayetlerin faili meçhul olarak kalması Türkiye’nin büyük utancıdır. Oysa ki; aydınlarımıza yönelik bu çirkin saldırıları gerçekleştirenlerin ortaya çıkarılması yalnızca hukuki değil toplumsal bir sorumluluk olarak algılanmalıdır.

Öte yandan Muammer Aksoy ve onun gibi birçok aydınımızın yıllar önce canları pahasına, demokrasi için, insan hakları için, ulusun aydınlık geleceği için ortaya koydukları düşünce ve uyarılarda ne denli haklı oldukları bugünün Türkiye’sinde yaşanan olumsuzluklarla bir kez daha kanıtlanmıştır. Görülmüştür ki; yaşanan suikastlerin hedefi yalnızca aydınlarımız değil Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik ve çağdaş yapılanmasıdır.

Bu duygularla Özgürlük ve demokrasi ayıbı haline gelen tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını diliyor; Cumhuriyetin, çağdaşlığın, demokrasinin, Atatürk devrimlerinin, ulusal bütünlüğün yılmaz savunucusu Muammer Aksoy’u ve onun şahsında yitirdiğimiz tüm aydınlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

Popularity: unranked [?]

Milliyet Gazetesi – Melih AŞIK Köşe Yazısı / 30 Ocak 2009

milliyet_melihasik_30_01_2009

Popularity: 7% [?]

İçişleri Bakanı Beşir ATALAY tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını istediğim Soru Önergem

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasanın 98. ve T.B.M.M. İçtüzüğünün 99.maddeleri uyarınca İçişleri Bakanı Sayın Beşir ATALAY tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.

Av. M. Fatih ATAY

Aydın Milletvekili

Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2008 Ağustos ayında 27 bebek hayatını kaybetmiştir. Türkiye’nin en büyük Kadın Sağlığı ve Araştırma Hastanesinin doğumevinde bir haftada yaşanan bebek ölümleri, hastane yetkililerinin itirazlarına rağmen hastane enfeksiyonu şüphesini gündeme getirmiş, bebekleri ölen ailelerin suç ihbarı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma izni istemiyle Ankara Valiliği’ne başvurmuştur.

Ancak Ankara Valiliği, Zekai Tahir Burak Hastanesi’ndeki bebek ölümleri ile ilgili soruşturmada hastane hakkında soruşturma açılmasına izin vermemiş, bunun üzerine başsavcılık evrakın işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.

Valilikçe yaptırılan ön inceleme sonucunda, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca hazırlanan 15 Aralık 2008 tarihli ön inceleme raporunun da dikkate alınarak, bebek ölümlerinde hastane yetkililerinin ihmali yönünde suç unsuru bulunmadığı belirtilmiştir.

1-Valilikçe yaptırılan inceleme sonucunda hangi somut delillere dayanılarak bebek ölümleriyle ilgili soruşturma izni verilmemiştir?

2- Sağlık alanında infial ve güvensizlik yaratabilecek böyle büyük bir sağlık ayıbının sadece ön incelemelere dayandırılarak soruşturulmadan geçiştirilmesi doğru mudur?

3-Hastane görevlileri hakkında yeterli soruşturma yapılmadan bebek ölümlerinde ihmal bulunmadığına karar verilmesinin kamuoyu vicdanını tatmin edeceğini düşünüyor musunuz?

4-Bir kamu hastanesinde 1 haftada meydana gelen 27 bebek ölümünün yaşanması gibi büyük bir sağlık skandalının soruşturulmasına dahi izin verilmemesini olayın üstünün örtülmesi olarak görmüyor musunuz?

5-Hastane görevlileri hakkında soruşturma izninin verilmemesi, bebeklerini kaybeden mağdur ailelere ikinci bir mağduriyet yaşatılması değil midir? Bu ailelere ne yönde destek vermeyi düşünüyorsunuz?

Popularity: unranked [?]

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILIŞ YILDÖNÜMÜ MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPATILIŞ YILDÖNÜMÜ MESAJI

27 Ocak 1954′te kapatılan Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim alanında simgesi ve aydınlanmanın taşıyıcısı olmuştur. Köy enstitülerinin kapatılması bu anlamda aydınlanma sürecinin durdurulması anlamına gelmiştir.

Eğitimi yalnızca bilgi verme süreci olarak görmeyen enstitüler, öğretmen yetiştiren kuruluşlar olmakla kalmayıp, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da üstlenmiş kurumlar olarak ortaya çıkmıştır. Köy enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak, bu alanda ilgili gerekli elemanları yetiştirmek için kurulan yapılar olarak yeni kurulan Cumhuriyetin ilk çağdaş yapılanmalarından olmuştur.

17 Nisan 1940′tan 1946 yılı sonuna dek faaliyetini sürdüren Köy Enstitülerinin kuruluş dönemi kuşkusuz Milli eğitim tarihimizin altın devridir. Bu dönemden sonra ülkemiz eğitimi kalite yönünden gerilemiş bugün yönetilemez ve kontrol edilemez bir duruma gelinmiştir.

Köy Enstitüleri, bugün hurafelerle doldurulmaya çalışılan gerici eğitim anlayışına karşı aydınlanmacı eğitimi, ticarileştirilen, halkla bağı kopartılan eğitim anlayışına karşı da toplumcu eğitim anlayışını işaret etmektedir.

Bu duygularla köy enstitülerinin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkılmasını diliyor; yaşamları, onurlu geçmişleri, çalışkanlıkları ve yurtseverlikleriyle gurur duyduğumuz birer aydınlanma meşalesi olan tüm köy enstitülü öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz.

Popularity: unranked [?]

UĞUR MUMCU’YU ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 16. YILDÖNÜMÜNDE ANMA MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN

UĞUR MUMCU’YU ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 16. YILDÖNÜMÜNDE ANMA MESAJI

Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi, demokrat Türkiye’nin yılmaz savunucusu, araştıran ve sorgulayan gazeteci Uğur Mumcu’ya özlemimiz aramızdan ayrılışının 16. yılında büyüyerek artmaktadır.

Ülkemizin ve Türk basının kaybettiği en büyük değerlerden biri olan Mumcu, mafya-siyaset ilişkisine, teröre, yolsuzluğa, radikal ve kökten dinci akımlara karşı, somut belgelere dayalı çalışmaları ve yayınladığı eserleriyle önder bir gazeteci olmuştur.

Cumhuriyetin ve Cumhuriyetin kazanımlarının tehdit altında olduğu, yolsuzlukların büyük boyutlara ulaştığı günümüzde, Türkiye üzerinde oynanan oyunları kalemiyle açığa çıkarmaktan çekinmeyen Mumcu’nun, ülkemizin nereye doğru sürüklenmekte olduğuna yönelik tespitlerinin doğruluğu daha iyi görülmektedir.

Ne yazık ki aradan geçen 16 yıla rağmen Uğur Mumcu suikastinin sorumluları ortaya çıkarılamamış, ölümünün ardından başlatılan soruşturma, kamuoyu ve insanlık vicdanını tatmin edecek, doyuracak bir şekilde sonuçlanmamıştır. Oysa ki aydınlarımıza yönelik cinayetlerin ortaya çıkarılması yalnızca hukuki değil toplumsal bir sorumluluktur.

Bu duygularla; özgürlük ve demokrasi ayıbı haline gelen tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını diliyor, aydın kimliği, demokratik duruşu ve ilkeli yaşamıyla önümüzdeki kuşaklara örnek olmayı sürdüren Uğur Mumcu’yu saygı ve özlemle anıyoruz.

Popularity: unranked [?]

TEŞKİLATI ESASİYE KANUNUN KABUL EDİLMESİNİN YILDÖNÜMÜ MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN

TEŞKİLATI ESASİYE KANUNUN KABUL EDİLMESİNİN YILDÖNÜMÜ MESAJI

20 Ocak 1921′de TBMM tarafından kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu, yeni Türk Devleti’nin varlığının ve niteliğinin ana hatlarını belirleyen ilk anayasa olarak tarihteki yerini almıştır.

Bu anayasa, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir devletin kuruluşunu hukuki yönden tescil etmekle kalmamış, millî egemenliği hakim kılan ve vatanın kaderine milli egemenliğin temsilcisi Büyük Millet Meclisi’nin el koymasını öngören hukuki ve siyasi bir belge olmuştur.
20 Ocak 1921 Anayasası bir geçiş dönemi anayasası olarak, milli mücadelenin olağanüstü şartlarına uymakla birlikte ve demokratik niteliğinin yanı sıra ihtilalci karakterini de korumuştur. Anayasanın ruhunda ve mantığında dönemin şartlarına göre kuvvetler birliği ilkesi hakim olsa da aslında TBMM, adını koymaksızın yeni bir devlet ve hükümet şeklini, yani Cumhuriyet’i kabul etmiş olmaktadır. Türk ulusu bu gelişmelerin ışığında ve Atatürk’ün önderliğinde dünya tarihinde eşine ender rastlanır büyük devrimlere imza atmış, adım adım demokratik, laik Türkiye cumhuriyeti şekillenmiştir.

Bu duygularla, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunup kollanmasında Türk Ulusu olarak üzerimize düşen sorumluluğun unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun kabul edilmesinin 88. yılını kutluyorum.

Popularity: unranked [?]

GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ FATİH ATAY’IN

GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI

Basın, toplumda kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirme görevi üstlenen vazgeçilmez bir unsurdur. Meslek ilkeleri ışığında görevini sürdürürken halkın çıkarlarını daima savunan, önemli konularda kamuoyu oluşturan, bağımsız ve güçlü basın, demokrasi için yaşamsal öneme sahiptir.

Yeri geldiğinde fiziksel ve duygusal olarak çok zor  şartlarda çalışmak zorunda kalan gazeteciler,  bu zor şartlara rağmen yine de mesleklerini basın ilkeleri doğrultusunda fedakarca sürdürmektedir. Bu anlamda, güç koşullar altında çalışan gazetecilerin sendikal haklarının korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için çaba göstermek toplumsal bir sorumluluk olmalıdır. Zira toplumun gelişimi ve her alanda kalkınma süreci, basın çalışanlarının desteği ile daha anlamlı ve başarılı olacaktır

Öte yandan siyasi iktidarın, gazetecilerin görev yapmasının önüne engeller çıkardığı, haberin, bilginin ve düşüncenin yayılmasının kısıtlama çabalarıyla karşı karşıya kalındığı günümüzde, basın özgürlüğü kuşkusuz gazetecilerimizin en büyük sorunu olmuştur. Bütün basın kuruluşlarının bu son derece hayati olan toplumsal görevi, sansüre uğramadan, kısıtlanmadan, engellenmeden yerine getirebilmesi demokrasinin ve hukukun teminatıdır. Değerli basın mensuplarımız, kamuoyunun haber alma hakkına katkıda bulunma görevini ifade özgürlüğünün kullanımına ilişkin yasaklar olmadan yerine getirebilmelidir.

.

Bu duygularla tüm basın mensuplarının 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü kutluyor, üstlendikleri sorumluluğun bilinciyle görev yapan basın mensuplarımıza başarılar diliyorum.

Popularity: unranked [?]

1. İNÖNÜ ZAFERİ YILDÖNÜMÜ MESAJI

AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN

1. İNÖNÜ ZAFERİ YILDÖNÜMÜ MESAJI

Ulu Önder Atatürk’ün önderliğinde zaferle taçlanan, ulusun kararlılık ve azimle kazandığı 1. İnönü Zaferi Cumhuriyete uzanan yolda önemli dönüm noktasıdır. İnönü Zaferi, Türk ulusunun dayatmalara boyun eğmeyeceğini, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü her koşulda koruyacağını dünyaya güçlü biçimde duyurduğu Kurtuluş Savaşı’mızın ilk büyük başarısı olarak tarihteki saygın yerini almıştır

Tarihin altın sayfalarından biri olan bu büyük zafer, milletin bağımsızlık ülküsünün yanında askeri gücünün de görülmesini sağlamış, Anadolu’da başlayan kurtuluş mücadelesine büyük bir moral ve güç katmıştır.

Bağımsız Türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna giden yolda kazanılan bu ilk büyük başarı bugün de Cumhuriyetimizin temel gereklerine karşı ulusal duyarlılığımızın simgesi olarak bizi cesaretlendirmekte, mücadele azmimizi güçlendirmektedir. Bağımsızlık mücadelesinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Türk ulusu, tarihine, kültürüne, ulusal değerlerine, Atatürk’ün emaneti olan laik Cumhuriyet’e sahip çıkarak, aydınlık yarınlara doğru yürüyüşünü sürdürecektir.

Bu duygularla 1. İnönü zaferinin  87. yıldönümünü coşkuyla kutlarken, Bağımsızlık Savaşı’nda fedakar çalışmalarıyla Türk kadınına öncü olan Halide Edip Adıvar’ı da ölüm yıldönümünde saygı ve minnetle anıyorum.

Popularity: unranked [?]

Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını istediğimiz Soru önergemiz

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasanın 98. ve T.B.M.M. İçtüzüğünün 99.maddeleri uyarınca Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.

Av. M. Fatih ATAY

Aydın Milletvekili

Ankara’da üniversite öğrencisi 7 gencin doğalgazdan zehirlenerek hayatını kaybetmesi ve ardı ardına yaşanan benzer ölümler büyük üzüntü yaratmış, doğalgaz cihazlarının uygunluğu ve denetimi konusunu gündeme getirmiştir.

Doğalgaz cihazlarının kullanımında ilk müracaat ve kullanıcı talebi olması dışında herhangibir inceleme yapılmamaktadır. Türkiye’de yapılan binaların bacasız olması, doğalgaz cihazlarının sorumluluğunun sadece kullanıcıya ait olması ve talep olmadıkça EGO tarafından denetlenme yetkisinin olmaması doğalgaz kullanımında büyük tehlike oluşturmaktadır. Birçok Avrupa ülkesinde zorunlu olarak bulundurulan gaz kaçağını tespit cihazlarının Türkiye’de kullanılmaması da bu tür felaketlerin önlenmesinde tedbir eksikliği olduğunu göstermektedir.

1- 7 öğrencimizin hayatını kaybettiği binanın 2001 yılı onaylı olduğu belirlenmiştir. Binanın ilk doğalgaz müracaatında gerekli inceleme ve kontroller yapılmış mıdır? Binadaki baca ve bacanın üretildiği malzemelerin standarda uygunluğu saptanmış mıdır?

2- Basına yansıyan haberlere göre zehirlenme kaynağı baca, binada ortak kullanılmaktadır. İhbar üzerine olay yerine gelen doğalgaz ekipleri, diğer dairelerde de zehirlenmeye sebep olabilecek bu durum karşısında binanın boşaltılması gibi erken önlemler alınmasına neden gerek duymamışlardır?

3- Doğalgaz kullanımı konusundaki tüm sorumluluğun kullanıcıya bırakılması doğru mudur? Doğalgaz cihazlarının standartlara uygunluğunu kontrol eden bir denetleme mekanizması oluşturulmasına neden gerek duyulmamaktadır?

4- Bundan sonrası için doğalgaz tesisatlarının belli aralıklarla kontrol eden bir denetleme mekanizması oluşturulacak mıdır? Binalarda ve evlerde doğalgaz kaçağını tespit eden cihazları zorunlu kılan düzenleme ne zaman yapılacaktır?

Popularity: unranked [?]