Archive for Aralık, 2008
Vatan Gazetesi – Onur KUMBARACIBAŞI / 19 Aralık 2008
CHP’nin kadın milletvekillerine mersiye!..
Bayramın fotoğrafı, Baykal’ın Antalya’da kara çarşafı eleştiren CHP’li kadınları azarlamasıydı…
Kara çarşaf kadın köleliğinin simgesidir!.. Kadını çocuk yaştan örtünmeye zorlayarak aşağılayan, erkek egosunun doruğa tırmanmış hezeyanıdır! Kendisi ceket pantolon kravatla dolaşan yobaz erkek, kıyafetini çağa uydurur, hatta modayı izler, ama kadına sıkma başı, kara çarşafı, burkayı dayatır! Hurafelere dayanan din sömürüsüyle aşağılık kompleksini tatmine çalışır. Kadını “saçı uzun aklı kısa”, “eksik etek”, “elinin hamuruyla erkek işine karışan” ikinci sınıf insan görür. “Sırtından sopanın, karnından sıpanın” eksik edilmemesi gerektiğine inanır. Döver, tecavüz eder!..
İşte Atatürk Türk kadınını böylesi aşağılamalardan, erkeğin kölesi olmaktan kurtarmanın yolunu açmıştır. Kadına eşit vatandaşlığı, Batılıların bir çoğundan önce seçme, seçilme hakkını tanımış, uygar dünyada hak ettiği yeri almasına öncülük etmiştir. Bugün hâlâ kızlarımızı okutmaya çabalamamız, ne zor engelleri aşmak zorunda olduğumuzu kanıtlamıyor mu? Bu zorlu dönüşümün dinamiğini oluşturan Atatürk’ün partisi CHP, aynı zamanda devrimleri korumak ve kollamakla yükümlü değil midir?
***
Oy endişesinin Baykal’ı fırsatçılığa, tutarsızlığa itmesi anlaşılabilir. Her seçimde farklı fantezilere sarılması, hüsrana uğrayınca, içeriksiz Anadolu Solu’nu, boş Edebali felsefesini, Tony Blair taklitçiliğini unutuvermesi, yeni değil.. Ama bu kez baltayı taşa vurmuştur. Kadınımızın özgürleşmesini perçinleyecek yerde, kara çarşafı özgürlük olarak sunmaya kalkışması CHP efsanesini bitirmiştir!.. Kalıcı kötülük, AKP yaklaşımını taklit etmekle kalmayıp, dinin siyasette kullanılmasını legalleştirmesidir! Laiklik karşıtı odak olduğu mahkeme kararına bağlanmış AKP’nin yanında saf tutmasıdır!
Partinin köklü ideolojisini reddederken, Türkiye’de Atatürk’le, devrimlerle hesaplaşmaya çalışan din sömürücüsü karşı devrimci yobazların ekmeğine beklemedikleri kalınlıkta yağ sürmüştür. Sokakta umursanmayan kara çarşaflıların parti üyesi yapılmasını özgürlük ve demokratlık sayarak, AKP’nin sahte savunmasına geri dönülmez ve unutulmaz bir destek vermiştir. Artık ne söylese, ne yapsa bu lekeyi silemez! “Aman AKP güçlenmesin!” diye oy isteyen Baykal’ı, AKP’nin izinde yürür görenler neden desteklesinler? Laikliği içtenlikle savunduğuna nasıl güvensinler?
Asıl acı olan, köklü CHP örgütlerinin, üyelerinin, partinin geçmişini, misyonunu, mirasını reddeden Baykal’a karşı suskunluğu… Varsayalım partililer seslerini duyuramıyorlar. Peki, TBMM’deki CHP’li kadın milletvekillerinin üç maymunları oynamasına ne demeli?!.. Kadın hakları, kadınlara eşitlik, özgürlük diye haykıran o yürekli Atatürkçü kadın Milletvekillerimiz neredeler?.. Yüreklerinin kulakları mı sağır?!.. Anlayamadığım bu eziklik!…
***
Hadi Baykal çıkmaz bir yola saptı. Adeti uyarınca kimseye danışmadı. Çizgisizliğin, fırsatçılığın umuduna sığındı. Peki neden İstanbul Milletvekili Necla Arat ve Aydın Milletvekili Fatih Atay dışında konuşan, eleştiren bir yürekli çıkmadı? TBMM’de sayılarının artmasını Atatürk cumhuriyetinin uygarlık ölçütü saydığımız CHP’nin eski, yeni kadın Milletvekillerine ne oldu? Kimi emanete ihaneti alkışladı, kimi Baykal’ın demagojik savunmaları karşısında susmayı seçti! Siyaset bu kadar mı ekmek kapısı oldu? Tekrar seçilmek, belediyelerde adaylık beklentileri, kişilikleri bu kadar mı eritti?
Gerilemenin öncü adımları sinsidir, yavaştır! Hızlanınca durdurmak zorlaşır!.. Elbette CHP’siz de Atatürk devrimleri yaşatılacak! Emaneti üstlenecek oluşumlar, Cumhuriyeti kollayacak güçler hep olacak!.. Ama manzara iç karartıcı… Unvan hırsı ve maaş kaygısı nasıl da Makyavel’i haklı çıkarıyor!.. Artık Atatürkçülere sadece CHP’nin kadınlarına ağıt yakmak kalıyor!..
Popularity: 6% [?]
“TUTUM, YATIRIM VE YERLİ MALLARI HAFTASI” MESAJI
AYDIN MİLLETVEKİLİ FATİH ATAY’IN
“TUTUM, YATIRIM VE YERLİ MALLARI HAFTASI” MESAJI
Kendi kendine yeten bir toplum olma idealleriyle Cumhuriyet Döneminde temelleri atılan ‘Tutum, Yatırım Ve Yerli Malları Haftası’ ulusal değerleri önemseme ve öz kaynaklarımızı koruma bilincinin yerleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ülke üretimine katkı sağlamak ve yerli malı kullanma bilinci, birlik ve bütünlüğe, ekonomik bilince sahip bir ülke olduğumuzun en önemli göstergelerindendir.
Ulu Önder Atatürk’ün de önderliğinde, tasarrufu ve yerli malı kullanımını teşvik amacıyla öngörülen ve özdeğerlerimizi korumayı amaçlayan bu etkinliğe bugün gereken önem verilmemektedir. Küreselleşmenin etkisiyle yerli üretim değerlerini koruma olgusu giderek göz ardı edilmekte, çok değerli kamu kuruluşlarımız yok pahasına satılmakta, yabancılaştırılmaktadır. Türkiye’ye ithal edilen her tüketim malı, aynı ürünü imal eden yerli sanayinin zor durumda kalmasına, işçi çıkarılmasına, istihdamın azalmasına yol açmaktadır.
Bu haftanın ruhunda ülkemizde tüketici haklarına saygılı, verimlilik ve kaliteli olarak üretilen, vergisi ödenen ve ülkemizde katma değer bırakan ürünlerin desteklenmesi hedef olmalıdır. Milli kaynaklar işletilmeli, temel tüketim malları öz kaynaklardan karşılanmalıdır. Bu bağlamda, Tutum, Yatırım Ve Yerli Malı Haftası nedeniyle düzenlenen etkinlikler sedece okul etkinliği kapsamında görülmemeli, uzun süreli gündem konusu haline getirilmelidir. Yerli malı üretimi ve kullanılması konusundaki bilincinin yaygınlaştırılması, ekonomik krizin tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkilediği şu günlerde, krizin zararlarının en aza indirilmesi için de etkili bir çözüm yolu olacaktır.
Bu duygularla tüm Türk Halkının “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası’nı” kutluyor, yerli üretim ve tüketimin yaygınlaştığı, özkaynaklarımızın yabancılaştırılmadan en verimli şekilde kullanıldığı bir Türkiye diliyorum.
Popularity: unranked [?]
Kadın hakları günü MESAJI
AYDIN MİLLETVEKİLİ M. FATİH ATAY’IN
Kadın hakları günü MESAJI
“Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır ” diyen Ulu Önder Atatürk, Türk kadınının Çağdaş ve Laik cumhuriyeti en iyi şekilde temsil edeceğine yürekten inanmıştır. Cumhuriyetle birlikte eşit birey, eşit yurttaş olarak toplumsal yaşam içerisinde yerini alan Türk kadını, Büyük Önder Atatürk’ün önderliğinde kazandığı haklarla o günün koşullarında dünyanın en gelişmiş ülkelerinden daha geniş haklara sahip olmuştur. Bu haklar, geri kalmışlıktan, çağ dışılıktan kurtulan uygar Türkiye’nin simgesidir.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinde öncü ülkelerden biri olma onurunu taşımamız, bize daha büyük sorumluluklar vermektedir. Türk kadını Ulu Önder’in miras bıraktığı bu haklara ve laik cumhuriyete her zaman sahip çıkmalı, toplumsal ve siyasi alanda geri kalmamalıdır. Kurtuluş savaşında erkeğiyle omuz omuza savaşan kadınlarımız, toplumun her kademesinde hizmet gösterecek azim ve güce sahiptir.
Bu duygularla; Türk kadının siyasal, kamusal ve toplumsal yaşama katılımı açısından köklü bir değişimi temsil eden Seçme ve Seçilme hakkını elde edişinin yıldönümünü ve tüm kadınlarımızın “Kadın Hakları Gününü” yürekten kutluyorum. Demokratik, laik, kadın-erkek eşitliğinin esas olduğu bir Türkiye özlemiyle; tüm kadınlarımıza saygılarımı sunuyorum.
Popularity: unranked [?]
Oktay EKŞİ – 5 Aralık 2008
Doğru olanı en doğru şekilde İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Necla Arat söyledi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “kara çarşaf açılımı” ile kalmayıp “Tek parti döneminde üstü başı hırpani olanların caddelerden geçmesine izi verilmezdi” şeklinde süren sözlerinin “reddi miras” amaçlı olup olmadığını sorguladı.
Arat ayrıca çarşaflı üyelere alışılacağını söyleyen Baykal’a karşı onurlu bir duruş da sergiledi “alışmayacağız” dedi. Bu konuya devam etmeden Arat’ın hiçbir milletvekilinin dile getiremediği ikinci önemli gerçeği de anımsatalım.
Arat bu vesileyle çarşaf konusundan daha da önemli olan “parti içi demokrasi”ye değindi. “Tek parti dönemini antidemokratik olmakla suçluyorsak bugün sosyal demokrat bir partide yeterince demokrasi var mı” bunu sorgulamamız lazım dedi. Bu sütunda bilmiyoruz kaç kere yazdık. Hem CHP’de hem de AKP’de hem de MHP’de parti içi demokrasinin “d”si bile yoktur. Nitekim koskoca CHP’de bu “çarşaf açılımına” milletvekillerinden sadece Prof. Dr. Haluk Koç, Prof. Dr. Necla Arat ve Fatih Atay açıkça karşı çıktı. Bir de esli CHP meclis üyesi Dç. Dr. Örsan Öymen itirazlarını dile getirdi.
Partinin hiçbir yetkili organında konuşulmadan, tartışılmadan sadece genel başkanın kararıyla ortaya atılan bu yeni açılıma kimsenin ses çıkartamaması da , CHP’de parti içi demokrasi olmadığının açık bir kanıtı oldu.
Bizim demokrasiye aşık liderlerimizden hiçbiri bunu düzeltmeye kalkmaz. O nedenle anayasanın ve Siyasi Partiler Yasasının “partilerin işleyişlerinin demokratik esaslara aykırı olamayacağına” ilişkin hükümleri göstermeliktir. Sonuçta Meclis milletin değil, Liderlerin seçtiklerinden oluşur. İşin tuhafı her şeye burnunu sokan Avrupa Birliği nedense bu ayıbı görmezden gelir.
Çarşaf hikayesine gelince;
Deniz Baykal konuştukça anlıyoruz ki, tam bir popülist anlayışla üzerine atladığı “çarşaflı, türbanlı üyeler” kampanyasının gerisinde Baykal’ın “CHP 29 Mart Seçiminden de yenik çıkarsa siyasi hayatının biteceği” korkusu yatmaktadır. Mahmutpaşa işportacıları kafasıyla siyaset yapanların kendisine sunduğu “çabuk ve kolay” kazanç formülünü bu kadar çabuk ve bu kadar heyecanla benimsemesinin sebebi budur.
Daha önce sayısız vesileyle “CHP’nin şanlı geçmişinden” söz eden Deniz Baykal’ın şimdi 27 senelik tek parti dönemini Adnan Menderes’in diliyle eleştirmesi tek kelimeyle vahimdir.
Aslında Deniz Baykal’ın bu söyleminin bir ilk olduğunu sananlar varsa sananlar varsa anlatalım:
CHP’de parti içi iktidarı ele geçirenler “meğer ben neymişim” sendromuna yakayı kaptırdıkları zaman Atatürk ve İnönü dönemlerine laf atmayı severler. Hatta 1973-74′te Atatürk Devrimlerini gardırop devrimi sayanlarla, çağdaşlaşmamızı eğitim ve öğretmen temeline oturtma politikamızı, imamların köydeki rolü ihmal edildi gerekçesiyle tarihi yanılgı olarak niteleyenler oldu. Ama bunların hepsi asıl kendilerinin yanıldığını daha sonra öğrendiler.
Bugün de Deniz Baykal’ın ciddi bir tarihi yanılgı içinde olduğunu yaşayanlar görür. Görür de asıl o zamana kadar CHP’den geriye ne kalmış olur, işte asıl mesele odur.
Popularity: unranked [?]
Takvim Gazetesi- 4 Aralık 2008
‘Tek Parti’ çıkışı Karıştırdı
Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’nı savunurken ‘Tek Parti’ dönemini eleştirmesi, CHP içinde tepki yarattı. CHP liderinin bu çıkışı, ‘Reddi Miras’ olarak yorumlandı.

Popularity: unranked [?]













