Archive for the ‘Soru Önergeleri’ Category
DİDİM APOLLON TAPINAĞI İLE İLGİLİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY’A VERMİŞ OLDUĞUM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasanın 98. ve T.B.M.M. İçtüzüğünün 99. maddeleri uyarınca Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul GÜNAY tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygı ile arz ederim.02.06.2010
Av. Fatih ATAY
CHP Aydın Milletvekili
Antik dönemde dünyanın en büyük tapınağı olan Aydın ili Didim İlçesindeki Apollon Tapınağının girişindeki surların kuralsız, kaidesiz bir şekilde hunharca yıkımı Didim’ de tepkiyle karşılanmış ve Tarih katliamı olarak görülmüştür.
1- Apollon Tapınağı kale duvarlarının yıkımını sağlayan proje onayı, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurulunca hangi bilimsel restarasyon kriterleri göz önünde bulundurularak yapılmıştır?
2- 2500 yıllık tarihi geçmişe sahip kültür mirası tapınağın özelleştirmesi kapsamında, yıkıp dilediğini yapabilir diye bir madde var mıdır?
3- İlgili Kurul kararını alan yetkililer ve özeleştirme sonucu ihaleyi alarak hediyelik eşya dükkanı yapmak için binlerce yıllık tarihi yıkan firma hakkında yasal soruşturma açtınız mı, Açmadınız ise neden bekliyorsunuz?
Popularity: 6% [?]
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER TARAFINDAN YAZILI OLARAK YANITLANDIRILMASINI İSTEDİĞİM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasa’nın 98. ve T.B.M.M’ nin iç tüzüğünün 99. maddeleri uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim
Av. Fatih ATAY
CHP Aydın Milletvekili
Bilindiği gibi 17.05.2010 tarihinde Zonguldak Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü’ne ait maden Ocağı’nı yıkıp geçen grizu patlaması sonucu 30 maden işçimizi kaybettik.
Madende ölen işçilerimiz için Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bakanları, iş cinayetine karşı önlem almak yerine ‘’kader ‘’ ‘’güzel ölüm’’ gibi açıklamalar yaparak adeta halkla alay eder gibi konuşmalarını ve özel sektörde iş kazalarının kamuya göre daha düşük olduğu iddialarını basın organlarının yayınlarından öğrenmiş bulunmaktayız. Bu sebeple;
1- Öncelikle madenlerde bu tür kazaları bir daha yaşanmaması için ne gibi önlemler almayı planlıyorsunuz?
2- ‘’Güzel öldüler’’ lafı ile ne demek istediniz? Sizce güzel ölmek nasıl olur?
3- Halen iki maden işçimize ulaşılamamaktadır. Sizce bu iki maden işçimizin ölümü de diğerleri gibi güzel ölüm müdür?
4- Ölen madencilerimiz için söylenen bu sözler akıla, vicdana demokrasi ve hukuk anlayışı kriterlerinize sığıyor mu?
5- Sadece son 6 ayda yaşanan büyük maden facialarının hepsi özel maden ocaklarında yaşanmıştır. Bursa, Balıkesir ve Zonguldak’ta toplam 66 işçi hayatını kaybetmiştir. Sizce özel sektörün denetimi yeterince yapılıyor mu?
6- Özel sektör denetimi için ne gibi önlemler alınmıştır ve alınacaktır? Ayrıca TMMOB ve ilgili odalar taşeron ve esnek çalışma sonrası ölümlü kazaların arttığı yönündeki verileri niçin görmezden gelinerek ‘’taşeron sisteme’’ devam edilmektedir ?
Popularity: 8% [?]
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI SAYIN ERTUĞRUL GÜNAY TARAFINDAN YAZILI OLARAK YANITLANDIRILMASINI İSTEDİĞİM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM’nin iç tüzüğünün 99.maddeleri uyarınca Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul GÜNAY tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
M. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Turizm, bir ülke için en önemli gelir kaynaklarından birisidir. Özellikle ülkemizin tarihi, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleri birçok yabancı ülke vatandaşının ilgisini çekmektedir. Bacasız sanayi olarakta adlandırılan turizmin; ülkemizin kültürünü tanıtmada, döviz gelirlerinin artırılmasında, ülkemiz kalkınmasında ve istihdamın artırılmasında çok önemli katkıları vardır. Bir ülke için bu kadar artı değer sağlayan bir sektörün öncelikle hükümetlerce ve onun yetkililerince desteklenmesi ve gelişimine katkıda bulunulması gerekmektedir.
Aydın ilimiz de tarihi, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleri ile ülke turizmine önemli katkılar sağlayan illerin başında gelmektedir. Fakat son günlerde ilimizde yaşanan ve basın yayın organlarına yansıyan, iktidar partisi il başkanı ile ilimiz belediye başkanı arasındaki tartışma ilimiz turizmini olumsuz etkileyici bazı gelişmelere sahne olmaktadır. Belediye Başkanımızın ilimizde turizmi geliştirme çabaları il başkanınca siyasi malzeme konusu yapılmakta ve gelen turistler için “ onların ceplerinde para yok, biz züğürt turist istemiyoruz” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Gelen turist; bir ülkenin her türlü güzelliğinin yanında insan kültürüne ve yaklaşımına da önem göstermektedir. Bu nedenle;
1- Hükümetinizin bir il başkanının turistlere bu tarz yaklaşımının, turizme olumsuz katkılar sağlayacağı tartışılmazken, Bakanlığınız bu gibi durumlarda hangi önleyici stratejiler geliştirmektedir?
2- Kültür ve Turizm Bakanı olarak, ülkemiz turizminin gelişmesi açısından baktığınızda bu tür ülkemiz turizmini, dolayısıyla gelirini ve diğer bir anlamda da istihdamı olumsuz etkileyici bu partizanca yaklaşımları ve açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
3- Ülkemize gelen turistlerin, yetkili mercilerde bulunan kişilerce paralı, parasız ya da züğürt olarak, sadece maddi bir bakış açısı ile değerlendirilmesi, hala bazılarımızın turiste bakış açısının değişmediğini göstermektedir. Turistik bölgelerdeki bu tür yetki sahibi insanların, açıklamalarıyla ülkemiz turizmine zarar vermemesi için Bakanlığınızca bir bilinçlendirme ya da eğitim çalışması yapmayı düşünüyor musunuz?
4- Her gelen turistin, ülkemizde gördüğü ilgi, yakınlık ve davranış şekilleriyle, ikinci bir turistin gelmesi olduğu klasik yaklaşımıyla, turistik bölgelerdeki yerel yönetimlerin maddi anlamda desteklenmesi hususunda Bakanlığınızca ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
Popularity: 4% [?]
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI SAYIN TANER YILDIZ TARAFINDAN YAZILI OLARAK YANITLANDIRILMASINI İSTEDİĞİM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM İç Tüzüğünün 99. maddeleri uyarınca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner YILDIZ tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
M. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Aydın İli Kuşadası İlçesi Kirazlı, Boğucak, Yayla Köyleri ve civarı alternatif bir turizm bölgesidir. Bu bölge aynı zamanda İl Genel Meclisi kararı ile ekolojik tarım pilot köyleri kapsamına alınmıştır. Daha da önemlisi ise adı geçen bölge “sit” alanı kapsamındadır. Fakat aldığımız bazı bilgilere göre aynı zamanda Kuşadası içme suyu havzası da olan bu bölgede Bakanlığınızca, bazı şirketlere maden arama ruhsatı verilmiştir.
SORULAR:
1- Bakanlığınızca bu bölgede maden arama ruhsatı verildiği doğru mudur?
2- Verildi ise hangi şirketlere verilmiştir?
3- Bu ruhsatlar verilirken, bölgenin sit alanı olduğu, alternatif turizm bölgesi olduğu ve ekolojik tarım pilot bölgesi olduğu biliniyor muydu?
4- Kuşadası içme suyu havzası olan bu bölgede, maden arama faaliyetleri yürütülürken bazı kimyasal maddeler kullanılmakta mıdır?
5- Kullanılmakta ise bu durum bölge halkının sağlığını tehdit etmekte midir?
6- Ayrıca bölgenin coğrafi özellikleri dikkate alındığında nakliye işlemleri sırasında bölgede kaza vakalarının olabileceği ve bu nedenle ölümler yaşanabileceği yönünde endişeler, bölgenin trafik denetimcileri nezdinde araştırılmış ya da raporlanmış mıdır?
7- Aynı zamanda yabancı yerleşim alanlarına da çok yakın olan bu bölge, böyle bir faaliyet sonucunda ülkemiz turizmini olumsuz yönde etkileyen bir sonuç doğurmaz mı?
Popularity: 4% [?]
YILDIZ SARAYINDAKİ TARİHİ ESERLERİN KAÇIRILIP HURDAYA SATILMASI HAKKINDA SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasanın 98. ve T.B.M.M. İçtüzüğü’nün 99. maddeleri uyarınca Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul GÜNAY tarafından yazılı olarak yanıtlandırılması için gereğini arz ederim.
Av. Fatih ATAY
CHP Aydın Milletvekili
Sultan 3. Selim’in annesi Mihrişah Sultan için yaptırdığı, ancak daha çok II. Abdülhamid’in 33 yıl Osmanlı İmparatorluğunu yönettiği bina olan Yıldız Sarayı Müzesi’ndeki bazı tarihi eşyaların müzedeki görevliler tarafından hurda fiyatına satılmış olduğunu basın organlarının yayınlarından ve yazılı belgelerden öğrenmiş bulunmaktayız.
Söz konusu eserler, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından kaldırılan demir iskelelerin arasına karıştırılarak Saraydan çıkarılıp satılmıştır.
Gazetelerde ve televizyonlarda hemen hemen her gün böyle haberlerle karşılaşmaktayız. Milli değerlerimiz, tarihiz, kültürümüz göz göre göre bilinçsizce yağmalanmakta ve yok edilmektedir. Bu sebeble;
1- Osmanlı Tarihi gibi son derece önemli bir tarihe tanıklık eden Yıldız Sarayı’ndaki tarihi eserlerin müze görevlileri tarafından ortadan kaldırılıp hurdaya satılması, bu gibi yerlerde görev yapan kişilerin daha özenli seçilmesi gerektiğini ortaya koymuyor mu?
2- Bu tür tarih soygunculuğunu önlemek için nasıl bir önlem almayı düşünüyorsunuz?
3- Bu kişiler hakkında yasal işlem uygulanmaya başladı mı?
4- Bir çok müzelerde ve Tarihi mekanlarda ( Topkapı Sarayı Silahhanesi gibi) bulunan bir çok eser ‘’tarihi değer vasfını yitirdiği’’ gerekçesiyle hurdaya çıkarılıp satılması çürümenin eserlerde değil, iktidarın kültür anlayışında olduğunu göstermez mi?
5- Ayrıca yurt dışına kaçırılan tarihi eserleri geri almak için ne gibi işlemler yapılıyor?
Popularity: 4% [?]
ELAZIĞ VALİSİ MUAMMER EROL’UN KONUŞMASINA İSTİNADEN İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY’IN YANITLAMASI TALEBİYLE VERDİĞİM YAZILI SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM iç tüzüğünün 99. maddeleri uyarınca, İçişleri Bakanı Sayın Beşir ATALAY tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
M. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Elazığ Valisi Muammer EROL, basın yayın organlarına yansıyan konuşmalarında kendince nasıl bir Başbakan istediğini tarif etmiştir. Elbette bu açıklamayla Sayın Valinin kimi kastettiği açıkça anlaşılmaktadır. Böyle bir açıklama elbette tarafsız olarak görev yapması gereken bir ilimizin Valisine yakışmamıştır. Bu tarz açıklamalarla, bulundukları görevi korumaya çalışan bürokratlar ne tarafsız kalabilirler ne de halka doğru hizmet verebilirler.
SORULAR:
1- Elazığ Valisinin bu açıklamalarından dolayı kendisini açığa alarak bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz?
2- Bu tür açıklamaları yapan bürokratlar hizmet verdikleri alanlarda tarafsızlıklarını koruyabilirler mi?
3- Yapılan bu atamalarda liyakat ölçülerimi, yoksa hükümete yakın olup olmadıklarımı dikkate alınarak yapılmaktadır?
Popularity: 4% [?]
MİLLİ EĞİTİM BAKANI SAYIN NİMET ÇUBUKÇU TARAFINDAN YAZILI OLARAK YANITLANDIRILMASINI İSTEDİĞİM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM iç tüzüğünün 99. maddeleri uyarınca, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
M. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Basın yayın organlarından edindiğimiz bilgilere göre; Muş Alpaslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi, bilimsel araştırma adı altında insanların dini inançlarını sorgulamaya yönelik “Allaha yakınlık” adı altında bir anket düzenlemiş ve Bakanlığınızın izni ile 5–6 yaş anaokulu öğrencilerine bu soruların sorulduğu gündeme getirilmiştir. Bu sorulardan bazıları aşağıdaki gibidir.
* Günahlarınıza pişman olup tövbe eder misiniz?
* Dini sohbet ve ortamlara katılır mısınız?
* Dini bilgilerinizi başkalarına aktarır mısınız?
* Oruç tutar mısınız, Kuran okur musunuz?
* Günlük namazlarınızı düzenli kılar mısınız?
Öncelikle sorgulanması gereken, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, bilime hizmet vermesi gerektiği düşünülen bir Üniversitenin Eğitim Fakültesince, adına bilimsel araştırma denilen böyle bir anketin hazırlanmış olmasındaki acı gerçektir.
İkinci sorgulanması gereken, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir anketin okullarda ve özellikle anaokullarında uygulanmasına izin verdiği iddiasıdır.
SORULAR:
1- İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu’nda görev almış bir Avukat olarak, böyle bir anketin 5-6 yaş çocukları üzerinde uygulanmasının, onların zihinsel, ruhsal ve dolayısıyla bedensel gelişimleri üzerinde olumsuz bir etki yaratacağını ve bunun da o çocuklara yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünmüyor musunuz?
2- Böyle bir izni verirken Üniversitenin hazırladığı bu “sözde bilimsel anketten” bilginiz var mıydı? Yani izni siz verdiyseniz, bu anketin sorularını görerek mi izin verdiniz?
3- İzni, sizin değil de bürokratlarınızın verdiğini varsayarsak, ilgili bürokratı görevinden alıp soruşturmaya tabi tutmayı düşünüyor musunuz? Ya da kişi hakkında bu güne kadar bir işlem başlatıldı mı?
4- Böyle bir anketi hazırlayan Üniversite hakkında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı nezdinde girişimleriniz oldu mu? Bu anketi hazırlayanlar ya da hazırlatanlarla ilgili, çocukların pedagojik gelişimlerini olumsuz yönde etkiledikleri için bir işlem yapılması tavsiyeniz oldu mu?
5- Bu anketin hazırlanma nedenleri arasında, o ilde yaşayan öğrenci ailelerinin dindar, az dindar gibi çeşitli sınıflandırmalara sokularak, dolaylı bir fişleme yöntemi olabileceği şüphesi sizde de uyandı mı?
6- Kendi çocuğunuz, bu yaşlarda elinde böyle bir anketle eve gelseydi tepkiniz ne olurdu?
Popularity: 4% [?]
LEPRA DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLARI HASTANESİ’NİN KAPATILMASI HAKKINDAKİ SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM’nin iç tüzüğünün 99.maddeleri uyarınca Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
Av. M. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Prof. Dr. Türkan SAYLAN’ın, 21 yıl gönüllü olarak başhekimliğini yürüttüğü ve cüzzamlı (lepra) hastalarının tedavisinde önemli bir yeri olan Lepra Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesinin kapatılarak, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlanacağı ve Cildiye Kliniği olarak hizmet vereceğini, cüzzamlı hastalarınsa Avcılardaki bir poliklinik bünyesinde tedavilerinin devam ettirileceğini, basın organlarının yayınlarından ve yazılı belgelerden öğrenmiş bulunmaktayız.
ÇYDD ve Cüzzamla Savaş Derneği Başkanlığı yapan Prof. Dr. Türkan SAYLAN ve ekibi tarafından, zamanında Bakırköy Akıl Hastanesi içerisinde hizmet veren ve çok kötü durumda olan yer, bugün üç ana binası, birçok destek bölümleriyle modern bir hastane kompleksine dönüştürülmüş, İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi olarak çağdaş bir hizmet vermesi sağlanmıştır. Bu gün hastane; lepralı hastalara hizmet vermenin yansıra 50’ye yakın çalışanıyla cildiye, dahiliye, psikiyatri ve diş poliklinikleriyle ayaktan başvuran tüm hastalara hizmet vermekte, temel ve uzmanlık eğitiminde etkin görevler üstlenmekte aynı zamanda araştırma çalışmaları yapılan uluslar arası bir merkez durumundadır.
SORULAR:
1- 1981’de Bakırköy Ruh ve sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bir servisi iken Prof. Dr. Türkan SAYLAN’ın çabalarıyla özel dal hastanesi haline getirilen ve yukarıda sözü edilen alanlarda da hizmet veren, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nin bir kliniğe çevrilmek istenmesindeki gerekçeler nelerdir?
2- Yıllardır cüzzam (lepra) hastalığının tedavisi için uğraşlar vermiş ve adı lepra hastanesi ile özdeşleşmiş çağdaş Türk kadını Prof. Dr. Türkan SAYLAN’ın, toplum yararına büyük emekler harcayarak ortaya çıkardığı çok önemli bir hastanenin kapatılmasını, sayın SAYLAN’ın anısına ve topluma bir saygısızlık olduğunu düşünmüyor musunuz?
3- Türkiye’nin dört bir tarafından gelen yeni lepra hastaları, ve sayıları 2500 dolayında olup, sürekli tıbbi bakım ve desteğe gereksinim duyan eski cüzzam hastasının, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi’nde gördükleri hizmeti, Avcılar’daki küçük bir poliklinikte görebileceklerini düşünüyor musunuz?
4- Bakanlığınız döneminde kapatılan başka hastaneler var mıdır? Ayrıca yine Bakanlığınız döneminde meslek hastalıkları hastanelerine ne kadar önem verilmiştir?
Popularity: 10% [?]
EĞİTİM ALANINDA OECD ÜLKELERİ ARASINDA SONDAN ÜÇÜNCÜ SIRADA OLMAMIZ HAKKINDA SORU ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasanın 98. ve T.B.M.M. İçtüzüğünün 99.maddeleri uyarınca Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
Av. Fatih ATAY
CHP Aydın Milletvekili
Türk- Eğitim- Sen’nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye OECD ülkeleri arasında eğitim alanında sondan üçüncü sırada olduğunu, OECD ülkelerinin yarısında 3- 4 yaşlarındaki çocukların yüzde 70 ‘inden fazlası okula giderken, Türkiye’de bu oranın yüzde 2,6 olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız.
Türkiye eğitimli nüfusunu istihdam etmede son sıralarda bulunuyor. İstihdam oranlarında cinsiyet farklılığına bakıldığında; OECD ülkelerinde eğitimin tüm kademelerini tamamlamış oranların istihdam oranı erkeklerde yüzde 82, kızlarda yüzde 63’tür.Bu oran ülkemizde erkeklerde yüzde 78, kızlarda ise yüzde 26 olarak tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu sebeple:
1- Ülkemizde halen devam etmekte olan eğitim sisteminin yeterli olduğuna ve Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında ilk sıralara yükselteceğine inanıyor musunuz?
2-Okul öncesi eğitim alanında okula gitme oranını arttırmak için ne gibi önlemler almayı ve ne gibi değişiklikler yapmayı düşünüyorsunuz?
3-Ülkemizde kız çocuklarının okutulmasını sağlamak için kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi derneklere yardımda bulunmayı düşünüyor musunuz?
4-Türkiye’de eğitimini tamamlamış oranların istihdam alnında erkeklerin yüzde 78, kızların ise yüzde 26’sının çalışması, bu oran arasında bu kadar farklılık bulunmasını bir eğitim hatası olarak görüyor musunuz?
5-Bir ülkenin refah seviyelere yükselebilmesi için ilkönce kadınlarını eğitmek, yetiştirmek zorundadır. Türkiye’de kız çocuklarını daha çok eğitime kazandırmak için ne gibi yenilikler yapmayı planlıyorsunuz?
Popularity: 5% [?]
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ TARAFINDAN YAZILI OLARAK YANITLANDIRILMASINI İSTEDİĞİM SORU ÖNERGEM
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda belirtilen sorularımın Anayasa’nın 98. ve TBMM’nin iç tüzüğünün 99.maddeleri uyarınca Sağlık Bakanı RECEP AKDAĞ tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
Av. Fatih ATAY
Aydın Milletvekili
Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Kurulu üyesi Prof. Dr. İsmail BALIK, Türkiye’de Domuz Gribinden ölen kişilerin çoğunun son 2 hafta içinde gerçekleştiğini ve aşı olsalardı ölümlerin gerçekleşmeyeceğini 5 Aralık 2009 tarihli Hürriyet Gazetesine vermiş olduğu mülakatta ifade etmektedir.
Türkiye’de en az 1 milyon kişi domuz gribi geçirmekte ve buna karşılık aşılanan kişi sayısı 700 bin dolayındadır. Kış şartları artacağından önümüzdeki dönemde sıkıntılar artacaktır. Bu sebeple;
1- Bakanlık olarak domuz gribi sürecini doğru yönettiğinize inanıyor musunuz?
2- Aşılamada kamuoyuna yeterli doğru bilgi akışını sağladınız mı?
3- Türkiye’de şimdiye kadar niçin daha fazla kişi aşı olmadı?
4- Bu kadar tehlikeli salgın bir hastalık olan domuz gribinin aşıyla önlenebileceği halde aşı olmak özellikle risk grubunda neden isteğine bırakılmıştır?
5- Başbakanın ben aşı olmadım ve ailemi de aşı yaptırmayacağım ifadesi vatandaşların aşılanmasını olumsuz etkilemedi mi?
6- Tek ve en önemli önlemin aşı olduğu konusunda Başbakana Bakanlığınız tarafından yeterli bilgilendirme yapıldı mı?
7- ‘’Aşı olmayın içinde domuz kanı var.’’diyenler, vatandaşların dini duygularını kullanıp, kendileri ile birlikte halkımızı da çağ dışı bir düşünceye sokmuyorlar mı?
8- Aşılanan insan sayısını arttırmak için ne gibi önlemler almayı planlıyorsunuz?
9-Aşı olmayın diyenler, bu ölümlerin vebalini üstlenebilecekler mi? Bunun siyasi sorumluluğu kime ait olacaktır.Gereğini Bakanlık olarak yapmayı düşünüyormusunuz?
Popularity: 4% [?]